Troy'la Tekne Turu: iPhone 14 Bekleyişini Festivale Dönüştürmek

İlk Apple ürününüzü aldığınız günü hatırlıyor musunuz? Bizimki dün gibi aklımızda. Tasarımıyla, alışık olduğumuz arayüzlerden çok farklı oluşuyla ve sadeliğiyle nasıl da büyülenmiştik. İlk iPod’unuzla saatlerce shuffle yapmıştınız hani! Ya ilk iMac’iniz masaya kurulduğunda kendinizi uzay üssünde gibi hissetmeniz? Hangimiz MacBook’umuzu büyük keyifle aldığımız çantasına koyup, en sevdiğimiz kafeye oturmadık ki. İlk iPad’iniz ile mobil oyun dünyasına dalış hızınız baş döndürücü değil miydi? Peki, Apple Watch hatırına arttırdığımız günlük adım sayısı?

Bir ürün var ki onu sona sakladık, iPhone. Kavuşmamız muhteşem olmuştu. Dünyanın gelmiş ama geçmemiş en büyük trendi. Daha ilk versiyonunun lansmanı yapılmadan efsaneleri evlerde, okul servislerinde, taksilerde, esnafın dilinde, plazalarda, borsalarda kısaca her yerdeydi. “Kullandığımız iPod var ya, onun telefonlu olanı!” gibi cümleler sokakta kulağımıza çalınıyordu. “Üstelik fotoğraf da çekiyor!” ve daha neler neler. Çok heyecanlıydık ama beklediğimize bu kadar değen kaç şey sayabiliriz, sevdiklerimizden başka?










