Tsundoku: Okunmamış Kitaplar Koleksiyonu

Hangimiz sahafların tozlu rafları arasında dolaşmaktan keyif almayız ki? Keşfedilmeyi bekleyen birçok hikaye arasından hangisini seçeceğimize ve yine birçok hikayenin bizi beklediği kütüphanemize hangilerini ekleyeceğimize karar veremeyiz. Bunun sonucunda elimizdeki bir dolu kitap, kütüphanemizde okumadığımız belki de uzun süre okumayacağımız kitaplar arasında yerlerini alır. Zaman geçtikçe kütüphanemizde bulunan okunmamış kitaplar okuduklarımızı geçmeye başlar ve biz kitap almaya devam ederiz. Bunun Japonca da bir karşılığı da var: Tsundoku. Tsundoku, okuyabileceğimizden fazla kitap alarak biriktirmek anlamına geliyor.

Kütüphanemde okumadığım birçok kitap olmasına rağmen sahafta elimde birkaç kitap, hangisini alacağımı düşünürken bulurum kendimi. Gittikçe çoğalır kütüphanemdeki okumadığım kitaplar. Çoğu zaman bu beni strese sokar ve okumadığım kitapları bitirmedikçe yeni kitap almayacağıma söz veririm ama yine de kendimi sahafa atmaktan geri duramam. Bu yüzden birkaç gün önce Umberto Eco’nun anti-kütüphanesi hakkında bir makaleye denk geldiğimde okumadan geçemedim. Bu makalede Nassim Nicholas Tale’in “Siyah Kuğu Olasılıksız Görünenin Etkisi” adlı kitabında söylediği şu sözler dikkatimi çekti: ” Yaşınız ilerledikçe edindiğiniz bilgiler ve okuduğunuz kitaplar artar ve raflardaki okunmamış kitaplar da artar ve raflardaki okunmamış kitaplar size tehditkar bir biçimde bakmaya başlar. Aslında ne kadar çok bilirseniz okumadığınız kitapların sayısı da o kadar çok çoğalır. Biz bu okunmamış kitaplar koleksiyonuna anti-kütüphane diyelim.”










