Koray, telif hakları yasası çıkmadan önce (ve hatta sonra da) hem yurtiçi hem yurtdışında hakları en çok ihlal edilen müzisyenlerden biri… Diğer yandan, fazla bilinmeyen, bazıları anonim türküleri ve bazı Arap bestelerini düzenleyip kendi ismiyle yayınladığını da biliyoruz.
Önceki yazılarda bahsetmeyi atladığım şöyle bir konu var; BaBa ZuLa’dan Murat Ertel, âşıkların, İslamiyet öncesi Türk kültürüyle en kuvvetli bağımız olduğunu düşünüyor, hatta BaBa ZuLa’nın bilinçaltımızda yaşayan âşıkların bir uzantısı olduğunu söylüyor. David Byrne’in de hâlâ yaşayan funk Anadolu ruhunu, Türkçe saykedelik müziği içinden duyabildiğini söylemiştik. 60’lar ve 70’lerde, hâlihazırda eski Türk ve Şaman ruhunu taşıyan Alevi âşıkların politikleşmesi, onları temel alan yeni neslin, Uzak Asya ve Batı kültürlerini Anadolu’da birleştirmesini sağlamıştı. Bana kalırsa Erkin Koray’ın buradaki en büyük rolü, dünyanın sayılı gitaristlerinden biri olmasının yanı sıra, Batı müziği ve Arabesk’i, yani bir Ortadoğu müziğini, Uzak Asya ruhu ve özgün funk enerjisini yayarak birleştirmesi…
Buna rağmen Erkin Koray bizim onu anladığımızdan o kadar emin değil. 1999‘da Barış Manço’yu kaybetmemizin ardından katıldığı Siyaset Meydanı’nda, müzisyenler olarak “bu memlekete bir tutam medeniyet getirmek için” çalıştıklarını anlatmaya çalışıyor. Çok acı ama onun ardından da bir anma programı yapılır mı, insanlar ne hisseder merak ediyor. İlerleyen yıllarda verdiği röportajlara bakıldığında ülke için endişelendiğini ama çaresiz hissetmeye başladığını görebiliyorsunuz. Telif ihlalleri devam ediyor, yurtdışının ilgisi artıyor ve Koray bizleri tamamen terk edip Kanada’ya (ya da ABD’ye?) yerleşiyor. 2012’de ABD’de çıkardığı Meçhul albümü, Erkin Koray’ın elektronik ortamda dinleyip ona ait telif hakkını ihlal etmeyeceğimiz yegâne albümü… Bir de resmi YouTube kanalındaki şarkı açıklamalarında, en azından bazılarının telifinin kurtarıldığını görebiliyoruz.