Türk Saykedelik Müziğinin Yeniden Keşfi: Bölüm 1

60’lar ve 70’ler, Türk rock müziği ve onların yeni nesil temsilcileri, son yıllarda dünyada ve özellikle Batı’da gittikçe artan bir popülerlikle takip ediliyor. Öyle ki, artık saklanması gereken bir hazine olmaktan çıkıp keşfedilecek ve yayılacak yeni akım haline gelmesi, oralarda neler döndüğünü merak etmeme neden oldu ve kendimi 100 senelik, kocaman bir hikâyenin içinde buldum. Türk saykedelik müziğinin yeniden keşfi ilk bölümüyle nihayet sizlerle…

Bir dakika, siz The Beatles’ı, The Doors’u, Édith Piaf’ı yetiştirmiş şehirler, Türk halk müziğinin havalı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Anadolu rock müziğine, “Türk saykedelik müziği” mi demeliyiz yani? Yoksa “saykodelik” veya psikedelik mi? Selda Bağcan’ı biz de seviyoruz ama sizce o büyülü bir dünyaya açılan kapı mı gerçekten? Barış Manço’yu dinlediğimde ben de ülkeye karşı kaybettiğimi düşündüğüm hisler duyuyorum ama siz onları nasıl hissedebilirsiniz ki? Bu sadece bizimle ilgili değil mi? Müzik on yıllardır oradaydı, neden şimdi? Altın Gün, Grammy adayı mı oldu?! Ama neden?…











