Tuzlu Yüz: Ezgi Tanergeç ile İnsan, Coğrafya ve Yazının Kimyası Üzerine

Ezgi Tanergeç, İthaki Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluşan üçüncü romanı Tuzlu Yüz ile hem coğrafyanın hem insanın kimyasına bakıyor. Gölden yükselen tuz bu kez doğayı değil, vicdanı yakıyor; hem tedavi eden hem aşındıran bir maddeye dönüşüyor. Tanergeç’in anlatı evreni, Devridaim’e kazandırdığı 2022 Turgut Özakman İlk Roman Ödülü ve 2024 Orhan Kemal Roman Armağanı ile olgunlaşmış bir çizgiyi sürdürüyor. Romanın iç gerilimi, intikamın soğuğu ile umudun ılıklığı arasında gidip gelen bir insanlık hikâyesi kuruyor. Kelimelerin kimyasıyla tuzun kristaline dokunan Ezgi Tanergeç’e, yazmak ve diğer şeyler üzerine sorularımı yönelttim.

Clarice Lispector’un yazıları üzerinden bir eleştirmen, yazmanın çığlık atmak olduğunu söylüyordu. Sizce bu doğru mu? Sizi yazarlık serüvenine sürükleyen ihtiyaç neydi? “Yazar Ezgi Tanergeç” olmadan önceki Ezgi Tanergeç kimdi? Günümüzde pek çok şey kolaylaşmış görünse de zorlaştı sanki… Hele ki okunmak. Yazmak ve okunmak hakkında ne söylersiniz?












