Dizideki anlar ve mağdurların hisleri benim için çok anlaşılır. Çünkü bundan birkaç yıl önce staj yaptığım hukuk bürosundan dönerken metrodan inip bir taksiye binmek istedim. Kıştı ve çok soğuktu, trafiğin içinde güçlükle bir taksi yakaladım ve atladım. Şöföre gideceğim yeri söyledim, tepki vermedi. Yakın mesafe alan taksicilerin yeri bilseler bile ters davrandıklarını bildiğim için bir şey söylemedim. Yola koyulduk. Yolu biliyor musunuz dedim, garip bir ses dışında (“hıhı” gibi) tepki vermedi. Tarif ederim diye düşündüm. Yol ayrımına geldiğimizde şoföre sola dönmesini söyledim. Sağa döndü. Yanlış gittiğimizi söyledim ve dönmesini istedim. Söylediğimin tersi yöne döndü. Ne yapıyorsunuz dedim. Seninle çok eğleneceğiz dedi ve direksiyonu bırakıp alkışlamaya başladı.
Yaşadığım şeyi hiçbir hissimi aktarmadan anlatmaya çalışıyorum çünkü abartıldığının düşünülmesini istemem, ama korktum, gerçekten korktum ve çok korktum. Şanslıyım ki trafik akıcı değildi ve ciddi bir hızla gitmiyorduk. Kafamda opsiyonlarımı tarttım ve fazla eşyalarımı takside bıraktım. Sağ kapıyı açtım ve hareket halindeki araçtan atladım. Düştüğümde pantalonum yırtıldı, ellerim çizildi ve bileğim incindi. Bunun dışında fiziksel bir zarar görmedim. Araç durdu, arkasından bağırdım, benimle ilgilenen ya da beni kaldıran olmadı. Şoför ya atlamamdan ya da bağırmamdan korkmuş olacak ki gazladı ve gitti. Ertesi gün Özgecan cinayetinden haberdar oldum. Bir nedenle ben şanslıydım ve o değildi.
Olaydan sonra bana sıkça sorulan sorular şöyleydi: “Plakasını aldın mı?”, “Nasıl alamadın?” (giden bir araçtan atlamıştım ve şaşkındım)”, “Bindiğinin taksi olduğuna emin misin?” (zannediyorum taksi değildi ise hanımefendi ben taksi değilim demek yerine beni alıkoyması normal bir durumdu), “Durak taksisi miydi?” Bu soruların şoförü belirleyebilmek adına önemli sorular olduğunun farkındayım ama duymaya ihtiyacım olan ilk sorular bunlar değildi. Olayın ertesi günü taksiye tekrar bindim, çünkü o zaman binmeseydim muhtemelen tekrar binemezdim. Birkaç ay bindiğim her takside plakaları aldım, aileme mesaj attım ve eve gidene kadar anahtarlarımı parmaklarımın arasında tutup, alert halde bekledim.