Ursula K. Le Guin: Bilim Kurgu Edebiyatının Bilge Ejderhası

Bir 8 Mart’ı daha geride bıraktık. Goethe’nin dediği gibi “Ebedi dişidir. Bizi yukarıya taşıyan.”. Ursula K. Le Guin, fantastik ve bilim kurgu yazınının tanrıçası olarak biliniyor ve bir kitabını okumak çoğunlukla bu yargıya tamamen hemfikir olmamıza yeterli. Okuduğunuzda zekâsına, bilim kurgunun merkezine insanı yerleştirişine, bilimi felsefeyle kurgulayışına, cinsellik, siyaset, ölüm gibi insani unsulardaki fikirlerinin çarpıcılığına ve yazılarının her bir köşesine serpiştirdiği propogandadan fersah öte feminizmine hayran kalırsınız. Uçsuz bucaksız hayal dünyasının muazzam kurgularının içinde gezinmekten duyduğunuz haz, okuduğunuz kitabını elinizden bırakıp yaşantınızın vasatlığına dönmeye engeldir çoğu zaman. Ki vasatlık, onun zihninin içinde gezindikten sonra yerkürede sürdürdüğünüz yaşama yapılabilecek en iyi tanımlamadır belki de.

1929 yılında Berkeley, Kaliforniya’da doğan Ursula K. Le Guin’ın babası Alfred L. Kroeber başarılı bir antropolog, annesi ise psikoloji mezunu olan bir biyografi yazarı. Kendisinin yaşamı ile ilgili bir şeyler öğrendikten sonra uzmanlığı, insan davranışı, kültürleri, toplumları ve dil bilimi olan antropolog bir baba ve psikoloji mezunu olan ve yazan bir anne ile aynı çatı altında kültürel çeşitliliğe değer verilen ve devasa bir kütüphaneye sahip bir evde büyümüş olmanın bu derece harika bir zihne sahip bir yazar oluşundaki etkilerini düşünmeden edemiyorsunuz. Özetle anladığımız edebiyat dünyasının en önemli yazarlarından biri olan bu bilge ejderha kadının kendisi oluşuna gen haritasının ne muazzam bir şekilde eşlik ettiği!














