Uzaktan Çalışma: Yeni Düzende İnsancıl Arayışlar

Ah nerede o eski samimiyetler, iki muhabbetin belini kırıp Türk Kahvemizden aldığımız yudumlar… Hepimiz bir şekilde uzaktan çalışma sistemini tecrübe ettik: Kimimiz bizzat yaşadı, kimimiz sağından solundan gördü ya da bir dönem uzaktan çalışıp şimdi aktif masa başına geri döndü. Bir fikrimiz oldu: Evet, “trafik yok, oo ne şahane!”, “Evdeyim, rahatım, pijamalarım ne kadar tatlış” , “Öğle arasında bile çalışıyorum, bezdim!”… Yeterince yazdık çizdik, tüm gazımızı attık ve bu hissi paylaşmaya doyduk.

İki hafta ile başladı, üç ay oldu, yılı devirmek üzereyken, yoksa yeni “yeni” bu mu diye sorgulamaya başladık. Tahmin edemediğimiz bir döngüye girdik. İyi – kötü, artı – eksi hala tartışılırken işin maneviyatından o kadar koptuk ki sabah birbirine “Günaydın” diyebilmek, alınan 2 poğaçadan birini paylaşabilmek, bir iş için çalışma arkadaşının yanına uğramak, öğle arası ufak tefek kahveli dedikodulu kaçamak anlar, saat 4 oldu mu hafif mide kazıntısına eşlik eden anlarda iş arkadaşının uzattığı o bisküvi… Hepsi lüks oldu. Meğer ne güzel küçük detaylarımız varmış. Peki bu farkındalık ne zaman gelmeli? “Ben ne zaman sadece iş yapan robota döndüm” diye sorduğum(uz) gün.










