Son aşama, tatma. Viski tadımı (tıpkı diğer içki tadımlarında olduğu gibi) ağzınıza bir yudum alıp yutmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor. Dilinizin farklı bölgelerinin farklı tatlara duyarlı olduğunu biliyorsunuz; bu nedenle viskinin dilinizin her tarafına temas edebilmesi, ağzınızda dolaşması çok önemli. Bir diğer önemli nokta, aslında tat almanın büyük bir kısmını burnumuzla yapıyor oluşumuz, yani tat dediğimiz şeyin aslında kokuyu kapsıyor oluşu. Viskiyi ağzına alırken dişleriniz arasından havayla birlikte içeri çekerek yudumlarsanız, bu havanın ağzınız içinden burnunuza ulaşmasını, yani bir yandan tadarken bir yandan kokuyu da daha iyi almanızı sağlayacak. Özellikle tatma aşamasında öne çıkabilecek bazı tatlar; isli tatlar, kömürsü tatlar, arpa, mısır ya da çavdar gibi tahıl tatları… İrlanda viskisinde ise arpaların kurutulma sürecinde arpalar (İskoçların kullandığı turba kömürü dumanı gibi) herhangi bir dumanla temas etmediği için genellikle issiz aromalara sahiptirler. Tabii daha önce sözü geçen meyvemsi, baharatımsı, çiçeksi kokuları, diğer içkilerin izlerini ve vanilya ya da tarçın gibi aromaları da bu aşamada belirgin bir şekilde hissedebilirsiniz.
Viski tadımının son aşamasını uygulayıp uygulamamaksa size kalmış: Viskinize “Meleklerin gözyaşı kadar” su katmak. Viskiniz içerisine 1 veya 2 damla su damlatmak gözenekleri açacağı için viskide bulunan aromaların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Eğer viskinizi sulandırılmış içmeyi tercih etmiyorsanız bu aşamayı israf olarak değerlendirip atlayabilirsiniz. Fakat viskiye su katılan bu aşama, viskiyi biraz daha açacak, tabiri caizse biraz daha dillendirecek. Alt notlardaki koku ve tatlar bu aşamada biraz daha belirginleşecek.
Son olarak bir uyarı: Tadacağınız viski sayısı fazlalaştıkça, her bir viski için bardağınıza doldurduğunuz miktarın azalmasında fayda var. Alkolü bilinçli bir şekilde tüketmek gerektiğini unutmayın.