"Wildflowering": Aşkı Akışına Bırakmak mı, Belirsizliği Romantize Etmek mi?

Günler uzuyor, havalar ısınıyor, doğa yeniden canlanıyor… Kendimizi daha özgür, daha enerjik ve belki de biraz daha çekici hissetmeye başlıyoruz. İnsanlarla tanışmak, sosyalleşmek, yeni bağlar kurmak daha cazip geliyor. Hayır, sadece yaz mevsiminden bahsetmiyorum. Bumble‘ın seksologlarından Chantelle Otten’ın “wildflowering” adını verdiği yaklaşım, bu mevsimsel dönüşümün flört dünyasındaki karşılığı. Otten’a göre “wildflowering”; kendi kurallarınla flört etmek, spontane karşılaşmalara alan açmak ve yeni bir ilişkinin nereye evrileceğini kontrol etmeye çalışmadan keşfetmeye açık olmak anlamına geliyor. Peki, eğlenceli bir trendin yanı sıra ilkbaharla birlikte yaşadığımız psikolojik yenilenmenin de bir yansıması olan bu yeni kavram özgürleştirici bir flört anlayışı mı, yoksa belirsizliği romantize etmek mi?

Z kuşağına bayılıyorum; her gün yeni bir flört kavramı öğreniyoruz sayelerinde. TikTok kullananlar benden önce belki bu akımı duymuştur ama ben yabancı dergilerde karşılaştım ve çok tanıdık geldi. İlişkilerde daha özgür olmayı savunan biri olarak, ilk duyduğumda mantıklı bulsam da bu akımla ilgili soru işaretlerimi hemen sıraladım.










