Workspitality: Yeni ve Konfor Odaklı "Ofis" Anlayışı

Pandemi süreci tüm ofis ve çalışma dinamiklerini değiştirdi. Uzun süren ve hâlâ hibrit formlarda devam etmekte olan ‘home-office’ kültürünün ardından çalışanları yeniden fiziksel olarak bir araya getirmek isteyen ofislerin işinin eskisi kadar kolay olmayacağı açık. Öte yandan uzaktan çalışmaya devam edenler, motivasyon ve yaratıcılıklarını tetikleyecek yeni arayışlar içine giriyorlar. İş (work) ve misafirperverlik (hospitality) kelimelerinin birleşiminden oluşan ‘workspitality’ de bu arayışları ifade etmek üzere doğmuş bir kavram.

Artık ofislerin verimlilikten ziyade, çalışanları bir araya getirmek ve yaratıcılığı tetiklemek üzere var oldukları düşünülüyor. Dolayısıyla da çalışanlara anlamlı deneyimler sunmaları isteniyor. Londra’daki Hoxton Otel bir bölümünü çalışma alanı olarak açarak evi anımsatan bir iç mimari, çalışanların masalarına getirilen sağlıklı atıştırmalıklar ve yaratıcılığı tetikleyecek aktiviteler sunuyor. Mimari şirketi Snøhetta ise alıştığımız anlamda ofis mobilyalarının tamamen ortadan kalktığı, Japon stili sedirler kullanılarak çalışanların rahatça çalışmasına alan tanınan ofisler tasarlıyor.










