Yalnız Kalırsan Kalbine Sarıl: İlk Yazarlık Serüvenim

Aslında başta kitaplaştırılması planlanmayan fakat yazılarımın ortak bir hedefte birleşebileceği fikriyle meydana gelen, ilk yazarlık deneyimimden söz etmek istedim bu kez: Yalnız Kalırsan Kalbine Sarıl…

Yazarlık Serüvenim Nasıl Başladı?
Bana kalırsa yazmak ne bir hobidir ne de meslek. Yazmak bir ihtiyaçtır. Yemek yemek gibi, su içmek gibi; içinden gelen bir ses sana “yaz” der, yazarsın. Yazmaya başladığınızda bilirsiniz ki, yazmaktan başka çareniz yoktur. Benim için de çocukluğumdan beri en iyi vakit geçirdiğim zamanlar okuyup yazdığım zamanlardı. Çocukken şiirler, hikayeler, masallar yazar, kapaklarına kuş resimleri çizdiğim dergiler hazırlardım. Hala en büyük hazinem, sayfaların birbirine zımbayla tutturulduğu, ciltlediğim dergilerimdir. Çocukluğumdan beri, bana hep iyi hissettiren dergilerde ve kitaplarda benim de adımın olması, en büyük hayallerimden biriydi. Ancak beni bu hayale stratejik bir planlama değil, hayatın doğal akışı götürdü. Galiba o çok istediğimiz şeyler, bizim çok da fazla bir şey yapmamıza gerek kalmadan gelip bizi bulabiliyor… Sonuç olarak ben bu işe hiçbir ticari kaygım olmadan girdim diyebilirim, tek hedefim çocukluğum hayallerimi gerçekleştirebilmek ve başkalarının kalplerine dokunabilmekti.















