Ataerkil Dünyada Kendini Bulma: "Yalnız" Oyunu Üzerine

Zeynep Kaçar’ın aynı adlı romanından uyarlanan “Yalnız”, tiyatronun fizikselliğini öne çıkaran, kadının içinde bulunduğu mevcut distopyayı ya da çoklu ihtimalleri başarılı bir şekilde yansıtan bir oyun. Kadınların bazen erkekleri de oynamaları gayet akıllıca bir tercih olmuş. Zira oyun, Osmanlı’da Müslüman erkeklerin kadınları oynamaları fikrinin tersine çevrilmiş izlenimi veriyor. Ataerkillik, kurumsallaşmış dinin kadın üzerindeki baskısını, ki bazen bu oluşumlar kadınları birbirine karşı da düşman edebiliyor, başarıyla işliyor. Şeritler, video desteği ve fiziksel danslar da mizanseni güçlendiriyor. Müzik ve ses tasarımı da izleyicinin oyuna entregre eder nitelikte. Oyunculuklara gelince, bilindik oyunculuk tarzının dışında bir tarz benimsenmiş.

Feray ve Ferayların Hikayesi

Düzçizgisel olmayan bir anlatım benimseyen Yalnız, Feray’ın kocasını öldürmesi ve İstanbul’a yerleşmesiyle başlıyor. Bu süre zarfında, Feray’ın ergenliğinde bir rock müzik grubunun solisti olduğunu öğreniyoruz. Bir konser esnasında fenalaşması ve sonrasında eşi olacak doktor Veli tarafından kurtarılması işleniyor. Feray ve Veli evleniyorlar. Ancak, Defne’nin doğumuyla birlikte Feray kendisine atanan kadınlık rollerini performe etmeye başlıyor. Fizik öğretmenliğini yapamaması ve Veli tarafından maruz kaldığı ekonomik ve ilişkisel şiddet gitgide katmerleniyor.












