Yavaş Yaşam: 'Hustle Culture'a Antidote Olan Yaklaşım

Özellikle ileri yaşlardaki Y kuşağı için hem mecburiyet hem de alışkanlığa dönüşen hızlı yaşam kültürü artık bir tartışma konusu. Sabah altıda spora gittikten sonra ofise gidip uzun saatler mesai yapma ve tüm bu sırada da her daim sağlıklı beslenme fikri kulağa güzel gelse de herkes için sürekli ulaşılabilir olmadığı açık. Durum böyleyken sosyal medyada sıkça karşılaştığımız İtalyanca ‘dolce far niente’ (boşluğun verdiği keyif, hiçbir şey yapmamanın keyfi) anlayışını yansıtan yavaş yaşam kavramı da hayatımıza girmiş durumda.

Sürekli olarak çalışma ve çalışmayınca suçlu hissetme anlamına gelen ‘hustle culture ve ondan beslenen ‘lifestyle’ içerikleri hiçbirimize iyi gelmezken “yavaş yaşam” bu anlayışın karşıtı olarak doğdu. Kişinin mütemadiyen çalışmadığı için üzülmek yerine kendine daha nazik davranması, bedenini dinlemesi, hobilerine vakit ayırması gibi prensipleri benimseyen yavaş yaşam, bu zamana dek övülen hız ve verimlilik gibi kavramların zararlı etkilerinden arınmayı hedefliyor. Hızlı moda ve dekorasyon ürünleri gibi endüstrileri de reddeden anlayış tüketim toplumunu farklı bir yaşam pratiği benimsemeye davet ediyor.









