Yavaşlama Arzusu: Trend mi İhtiyaç mı?

Nasılsın sorusunun en popüler cevabını düşündünüz mü? Son zamanlarda ben en çok “koşturuyorum”u duyduğuma eminim. Üstelik koşturmak ve yetmeyen 24 saat çok uyumlu bir ikili olmuş gibiler. Peki ne yapmalı? Günleri uzatma imkanımız şimdilik olmadığına göre emin olduğumuz bir şey var: Yavaşlamak lazım.

Son yıllarda her şeyin yavaşıyla ilgili konuşmaya başladık. Slow food (Yavaş Yemek), slow travelling (Yavaş seyahat) ya da slow productivity (Yavaş Üretkenlik). Peki işler nasıl tersine döndü? Önceleri bir günde nasıl daha fazla şey yapabiliriz diye koşturmayı öğrendik. Multitasking yeteneğimizi geliştirmek, aynı anda birkaç kitap okumak, seyahatten seyahate veya kurstan kursa koşmak bizi daha “başarılı” daha “özenilen” bir konuma yaklaştırdı. Peki “roller coaster”da kendimizi en yüksekten aşağı bırakmaya böylesine istekliyken, o en tepeye çıkmak için her şeyi yapmışken, şimdi yavaşlamak bir trend mi yoksa gerçekten bir ihtiyaç mı? Yeni bir sorunumuz var: Yavaşlama arzusu.












