Yavaşlık Yanılgısı: Bilinç Tek Bir Tempoda Çalışmaz

Son yıllarda yavaşlamak, neredeyse tartışmasız bir erdem gibi sunuluyor. Hız ise çoğu zaman yüzeysel, kaçan ya da farkındalıktan uzak olmakla eşleştiriliyor. Oysa tempo, ahlaki bir tercih değil; psikolojik bir uyum meselesi. Bu yazı, yavaşlığın her zaman bilgelik olmadığını ve bazı zihinler için hızın bir kaçış değil, bir düzenleme biçimi olabileceğini sorguluyor.

Yemek yerken değil belki ama yürürken, genelde “biraz yavaşla” denilen insanlardan oldum hep. Bir yere gidiyorsam, vardığımda kısa bir soluklanma ihtiyacı hissederim; alnımda belirmiş olan ufak teri silerim. Çünkü çoğu zaman, tabiri caizse, koşarak giderim. Bu yalnızca fiziksel bir hız değil; zihnin de bedene eşlik ettiği bir ritimdir. Gitmek istediğim yerle aramdaki mesafeyi mümkün olduğunca kısa tutma ihtiyacından doğar. Zihnim bu şekilde rahatlar.











