Manifest’lemekten Crush’lamaya: Yeni Nesil Müzik Grupları Bize Ne Anlatıyor?

Küçükken dansçı olmayı istiyordum. Okuldan koşa koşa gelir, evimizin salonunu kocaman bir dans pistine çevirir, saatlerce şarkı söyleyip dans ederdim. Arkadaşlarımla gruplar kurup birlikte dans etmek de başka büyük bir eğlencemdi. Bir süre bale yaptım, ardından halk oyunları ve modern dans eğitimleri aldım. Sanırım geçmişime dönüp baktığımda beni en çok heyecanlandıran ve tatmin eden anlar da o zamanlara ait. İlkokulda dans öğretmenimin arabasıyla okula giriş yaptığı anlar garip ama hâlâ zihnimdeki en berrak anılar. Tam da bu sebepten dolayı yeni nesil müzik grupları hakkında konuşmak istiyorum.
Kız çocuklarına çok küçük yaşlardan itibaren neşelerini bile nasıl yaşayacakları öğretiliyor. Çok yüksek sesle gülmemek, fazla yer kaplamamak, dikkat çekmemek, bedenini kontrol etmek, arzularını açıkça ifade etmemek… Kadınların görünürlüğü neredeyse her an görünmez sınırların içerisinde tutuluyor. “Aman kızım, öyle gülme, ayıp olur.” “Çok kısa giyinmişsin, laf söz olur.” “Biraz hanım hanımcık ol.” Kadınların neşesi, bedeni ve arzuları daha çocukluktan itibaren başkalarının bakışıyla ölçülmeye başlanıyor. Bu yüzden kadınları eğlenen, arzulayan, üreten ve bundan keyif alan insanlar olarak görmek başlı başına değerli.








