Yiğit Aydın ile: Sanatın Görünmeyen Hikâyeleri Üzerine

Bazı programlar vardır; uzun yolda, pazar kahvaltılarında, koşuya çıktığımızda ya da sakin bir akşamüstünü biraz daha keyifli hale getirmek istediğimizde mutlaka izlemek ya da dinlemek isteriz. Son dönemde kime favori programını sorsak, ortak bir cevabı var: Eller Kadir Kıymet Bilmiyor! Sanat tarihini akademik mesafesinden çıkarıp bir arkadaş sohbetinin içine taşıyan, programın kendine has anlatısının merkezindeki isimlerden, sanat tarihçisi ve Red Art Gallery’nin kurucusu Yiğit Aydın; bu kez Baş Belaları ve Başyapıtları kitabıyla karşımızda. Biz de Aydın’la sanat tarihinin “kusurlu” kahramanlarını, Pop Art’ın bugünkü karşılıklarını, yapay zekâ çağında sanatın anlamını ve yakın dönem projelerini konuştuk.

Kitabınızın ismi çok kışkırtıcı: Baş Belaları ve Başyapıtları. Sanatçıları müzelerin o steril ve kusursuz havasından çıkarıp onların “arızalı” ruhlarına odaklanıyorsunuz. Caravaggio’nun karanlık ruhundan Michelangelo’nun yıkanmayı reddetmesine kadar uzanan bu kaotik dünyayı anlatırken amacınız bir tür “sanat tarihi mitini” yıkmak mıydı? Sizce sanat tarihini “kusurlarıyla” anlatmak, izleyicinin ya da okuyucunun sanatla kurduğu mesafeyi nasıl değiştiriyor?











