Yapmak istediklerimizi ertelediğimiz ya da gerçekleştirmediğimiz her an içimizdeki çocuğa ihanet ediyoruz aslında. Türkiye’de kalıp alışılmış tanıdık yaşama devam etmek çok daha kolay olsa da içinizde böyle bir istek varsa asla ertelemeyin derim. Ben yurtdışına kısa ya da uzun dönemli yerleşip de ülkesine döndüğünde çok pişmanım, kaybım çok büyük keşke hiç gitmeseydim diyen hiç kimseyi duymadım. Herkes bunun farkında aslında ama korku çok büyük bir faktör.
En çok karşılaştığım korku…Türkiye’de sahip olduğu yaşam şartlarından feragat etmek korkusu… Onlara şunu söyleyebilirim. Ben Türkiye’deyken denize 10 dk mesafede oldukça büyük bir evde tek başıma yaşıyordum, güzel bir arabam da vardı. Buraya gelmek için arabamı sattım, bütün birikimimi ortaya döktüm. Şu an bir odada 3 kızla beraber yaşıyorum. Hayat standartı düşmek denilen şeyi birinci elden deneyimledim. Pişman mıyım ? Hiç değilim. Şu an edindiğim deneyim benim için güzel bir evde oturmak, statü, güzel araba gibi şeylerden çok daha önemli. Hem bunu kendine ve geleceğe yapılan bir yatırım olarak görüyorum.
Parasal açıdan çok büyük bir birikime ihtiyacı olduğunu düşünüp gözü korkanlar da var. Öncelikle yurtdışına eğitim için değil de çalışmak için çıkıyorsanız büyük bir birikime ihtiyacınız yok. Ben eğitim için geldiğim için bir birikimle gelmek zorundaydım, 6 yıl boyunca para biriktirdim. Benimki biraz zor ve uzun bir yoldu. Yok uzun yola gelemem diyorsanız, yine yurtdışında eğitim için birçok burslar var denemeye değer! İstedikten sonra imkansız diye bir şey yok…