İ-na-nıl-maz memnunum, hatta 2015’in bana getirdiği en güzel şeylerden biri diyebilirim. Burada yaşamadan önce, bir doğum günümde yine en yakın arkadaşlarımla buraya gelmiştik. Harika anılarımız oldu ve “keşke burada yaşayabilsem, ama Almanca konuşamıyorum” dediğimi hatırlıyorum. Sevdiklerimden uzaklaşıyor olmak bir taraftan üzerken dileğimin gerçek olması bununla başa çıkabilmemi sağladı.
Adana’da doğmuş büyümüş bir insan olarak ben tam bir yaz insanıyım. Berlin’e ayak basar basmaz kar yağmaya başlamıştı. Zamanla tabii ki alıştım ama başta bu soğuk havayla baş etmek çok zordu! Bu şehirde yapacak o kadar çok şey var ki, her gün beni şaşırtmaya hala devam ediyor. Her gün geçtiğiniz sokaktan geçerken bile, yeni açılan bir yer, her zaman görmediğin biri, orada dün geçerken olmayan bir graffiti bile sizin gününüze bir yenilik katıyor. Berlin sanat anlamında çok güncel ve dolu bir şehir. Her gün yeni açılan galeriler, sergiler, konserler, terk edilmiş mekanlarda yapılan gizli partiler gibi şeyler Berlin’deki hayatımın yoğunluğunu oluşturuyor. Berlin’de ilk birkaç ay şehri keşfedip bir yandan yaşayabileceğim bir ev bulmaya koyuldum.
Yeni çalıştığım şirket bir mobil yazılım firması, okuduğum bölümden çok alakasız, daha önce hayatımda hiç teknik konular ile haşır neşir olmamıştım, Bundan dolayı bir yandan ev bulmaya çalışıp bir yandan ürünü daha iyi tanımaya çalışmak biraz zorladı diyebilirim ama her yönünden motive edici birşeyler bularak hareket ettim. Şimdi ise Account Management’tan sonra Sales Engineer olarak kariyerime devam ediyorum.