Aslında bir seneden fazla bir süredir Snapmuse adlı bir müzik startup’ında yer alıyorum. Halka açık alanlarda lisanslı müzik yayını yapan SMG’nin yeni markası aslında. Müzisyenleri ve içerik üreticilerini bir araya getirecek yeni bir dijital müzik platformu hayata geçiriyoruz ve kendi şarkılarımızı üretiyoruz. Bu projeye global ölçekli bir giriş yapacağımız için yoğun bir çalışma dönemindeyim. Dolayısıyla şu anda günlerim stüdyoların olduğu bir ofiste müzik üreten ve bu platformu hayata geçirmek için çalışan çok özel bir ekiple geçiyor. Özetle, şu anda müziğin her tarafında; iletişiminden üretimine kadar çalıştığım bir dönemden geçiyorum diyebilirim.
Konservatuvarda klasik piyano eğitim aldın, uzun yıllar Lounge FM, Radio Oxigen ve Power FM’de radyo programcılığı yaptın, 2006’da Red Bull Music Academy’ye seçilerek Melbourne’a gittin. Müzikle olan bu yoğun ve çeşitlilik dolu bir ilişkinin önce işlerine, sonra hayatına yansımaları ne oldu?
Temelde sağlam bir eğitim almış olmanın disiplini başta beni birçok noktada çok sert ve cesaretsiz kıldı diyebilirim. Diğer taraftan, radyoculuk akabinde DJ’lik ve elektronik müziğin hayatıma girmesine izin verdiğim andan itibaren müthiş bir karışım ortaya çıktı. Red Bull Music Academy de bunun sonuçlarından biriydi ve bana çok güzel kapılar açtı.